SOĞAN CÜCÜĞÜ  

Enteresan bir ülkeyiz. Millet olarak ta pek standart olduğumuz söylenemez. Her yörenin kendine has bir üslubu var. Gidin Karadeniz’e yerinde duramayan insanları görürsünüz. Trakya başkadır Ege bambaşka …. Doğu Anadolu’da kardan dolayı mahsur kalın nasıl bir misafirperverlik göreceğinize inanamazsınız. Doğusu batısı güneyi kuzeyi farklı öyküler barındırır sinesinde tıpkı “seçimlerimiz “ gibi ….

  Kasıtlı olduğunu düşünmüyorum ama neredeyse her seçim öncesinde gündeme oturan ilginç bir olay mutlaka gerçekleşiyor. 1980 darbesinden sonraki ilk seçime HALKÇI Partinin genel başkanıyla/ Necdet Calp, sonradan Başbakan ve Cumhurbaşkanı olacak Anavatan Partisi genel başkanı Turgut Özal’la Boğaziçi köprüsü için Özal’ın “satarım” sözüne Calp’ın “ sattırmam” çıkışı damga vurmuştu. Ve Özal kafasına koyduğunu yapmış ve köprünün gelirlerinin bir kısmını 5 yıllık vadelerle satışa çıkarmıştı. Siyaset böyledir, vatandaş “kollayana” değil “satana” prim veriyor. Yaptığımız her seçim aslında “ BİZİZ” . Kendimizde neyi görmek istiyorsak onu söyleyeni destekliyoruz.

  Sonraki yıllarda Erdal İnönü’nün “ 5 yıl daha limon gibi sıkılmaya gücünüz var mı ? “ sloganına, vatandaş 5 yıl ne ki bizi 50 yıl sıksanız vız gelir dedi …. Sonra don gömlek ortada kalanlar, ortadan çıkanlar oldu ama yiğit milletiz “ kan tükürüyoruz ama kızılcık şerbeti içtik” diye önce kendimizi kandırmayı başarıyoruz. Allah önce akıl sağlığı versin.

  Benzer seçim hikayeleri neredeyse her seçim öncesinde yaşandı. Erbakan hoca’nın “ kadayıfının altı hep kızarmıştı” ya da muhteşem Süleyman Demirel’in “ petrol vadıda ben mi içtim” vecizesi akıllardan hiç çıkmadı. Az önce saydıklarımın hepsi rahmetli oldular. Dünya’daki makamlar da tıpkı hayatlar gibi gelip geçici. Ama makama oturanlar nedense öleceğini, iktidar erkini kaybedeceğini hiç düşünmüyor. En hazin olanı da onca uğraş, debelenme sonuçta 5 metre kefene sarılıyor. Benim gibi “garibanla” aynı hakka sahip olarak defnediliyor. Belki mezarlarının mermerleri İtalyan olabilir ve daha görkemli ama sonuçta toprağın altındasın “havan kime ? “ ….

  2019 Mart yerel seçimleri öncesinde nasıl enteresan bir hikaye çıkacak diye düşünürken, tarih yine yanıltmadı ve bu kez sahneye “ SOĞAN” çıktı.

  Onlar pek halkın arasında olmadıklarından bilmezler ama bu seçimlere “ soğan” damga vuracak . Öyle parayla tuttukları kalemşörlerin yüreği bu yazdıklarımı onlara anlatmaya yetmez o yüzden bu satırları birileri onlara anlatmalı. Gerçek hayat orada değil burada yani soğanda ….

  Halk arasında birini aşağılamak istediğimizde ona “soğan cücüğü” deriz. Ne bilelim o soğanın buralara geleceğini ! Biz sözüm ona karşıdakini aşağıladığımızı düşünüyorduk. Oysa kişiye büyük önem atfediyormuşuz da haberimiz yokmuş.

  Daha yeni, bugün markette genç bir bayan market sepetinden itinayla çıkardığı 1 kilodan biraz fazla soğan poşetini kasiyere uzattı ve “lütfen önce kaç lira tuttuğu öğreneyim sonra mahcup olmayayım” dedi. Abla abla alt tarafı soğan alıyorsun diyecek durumda hiç kimse yoktu koca markette ! Herkes merakla kasiyerin söyleyeceği rakama dikkat kesilmişti. Sanırsın kurbanlık dana alıyoruz da onun büyük pazarlığı var.

  Sizi bilmem ama bana göre bu yerel seçimlerin hikayesi “ soğan” esprisi de“soğan cücüğü” olacak ….

YORUM EKLE